Yaklaş bana...

öyle süslü laflar bilirim de söylemem...
bir kaç ufak sözümü senet kılar üç beş çakal nedendir bilmem..
alırlar götürürler, bir itin peşinden sürüklerler..
kanar yaralarım tekrar ama dirilmem yakındır..
dönmez sanmayın giden, bazen gidenler dönebilmek için giderler..
uzakların yolcusu çoktur fakat yakınıma gelenim yoktur..
ararım dururum o ince ipek gibi hayallerimi, zaten ondan kırıldılar ya...
sağlam kuramamışım düşlerimi, sebebi salakça seni de ilave etmemmiş hamuruna...
bırakmak istedikçe ıslak bir sümük gibi, yapışırmış orama burama..
napalım hayat böle, kaderimiz böyle, cart curt diyen cidden çoktur..
fakat unutma herşeye rahatça siktiri basabilen sadece çocuktur..
unutamazsın beni, hayallerimi, senin yanında olduğum günlerimi...
bir gün anarsan beni tekrar, yansın tuttuğum ellerin...
yansın kül olsun o büyük(!) yüreğin...
hani sen büyük adamsın(!) ya, hani hiçbirşey umrunda değil ya..
kandırmaya çabalama, önce kendinden başla inanmaya
ne olur, artık saçmalama da, yaklaş bana...
bir selamın yetecek belki hüzünlerimin azalmasına..
aslında hüzünlerim, cevapsız kalan sorularımdır...
seni sen yapan dengesiz hareketlerin değil, seninle mutlu olabileceğime kandırışındır...

Oğuz Karabulut
1 Ağustos 2009

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !